BOCUK GELENEĞİ ..(Unutulan Bir Gelenek).. 11.01.2010
Bocuk gecesini belli bir yaşın altındakiler eminiz hiç duymamıştırlar. Bende sadece annemden duyduğum kadarıyla adını biliyordum ama anlamını bilmiyordum. Annem çok kış olunca “Bocuk Geldi” derdi. Grabuna Kültür Araştırma Kurulunun hazırladığı BOCUK GECESİ ile ilgili araştırmayı sizlerle paylaşmak istedik. İlginizi çekeceğini umuyoruz. (NOT : Bu yazı www.haciumurkoyu.com adresinden alınmıştır.)
Türk halk kültürünün coğrafî konumu ve tarihi bağlarıyla özel bir ilişkisi vardır. Türk halk kültürü Orta Asya, Anadolu, İslâmiyet ve ortak Balkan kültürüyle beslenmiş, günümüze gelmiştir. Türkiye ve Balkan ülkeleri, tarihi evrimleri ve çağlar boyu süren ilişkileri sebebiyle ortak bir Balkan kültürü oluşmuştur. Türk halk kültürü, göçlerle Balkanlara taşınmış, oradaki halk kültürleriyle tanışıp içice yaşamıştır. Geriye dönüşte ortak Balkan kültürü, yeni yerleşim merkezlerine taşınmıştır. Buna bağlı olarak BOCUK ritüel kalıntılarıyla örülmüştür. Ritüeller tabiatın bilinmeyen yönlerini simgeler. Her ritüel bir sembolden oluşur ve BOCUK burada hem ritüelin kendisi hem de sembolü olarak ortaya çıkmaktadır. Yaşanılan dünyayla başka boyutta olduğuna inanılan bir dünyanın ilişkisine dayanır. Önceleri, hayatının düzenli olması, kötülüklerden korunma ve verimi sağlamak için bilinçli olarak bu törenlere katılım sağlanırken günümüzde eğlence ön plana çıkmış olmakla birlikte bu âdetteki inanmaların, ritüellerin günümüzde de sürmesi tam anlamıyla işlevini yitirmediğini göstermektedir.
Bu âdette şenlik, büyü, tılsım, bolluk, bereket iç içedir. Tehlikeli, anlaşılmaz, ürkütücü, tabiat karşısında güçsüz yaratık insan, büyü ve tılsımdan büyük destek görüyordu. Taklit, eylem ve toplu katılma doğaya karşı büyüyle korunmadır. BOCUK kültürünün özünde tabiatla barışık olma dileği yatar. Bocuk gecesi âdeti ortak Balkan kültürüyle beslenmiş şenliklerdir. Balkanlarda Hıristiyanların noel, paskalya adıyla yaptıkları bayramlar eskiden kışın ölüp, ilkbaharda dirilen tabiat için yapılan bir bayramdı. Hristiyanlık inancıyla bu gelenekler bugün, İsa'nın dirildiği gün şeklinde dinî bir bayram karakterine girmiştir. Bir zamanlar işlevsel niteliği olan bu inanış ve adetler tabiatın çözülmesi oranında ilk çıkış özelliğini yitirerek güncelleşmeye, kabuk değiştirmeye başlamıştır. Orta Asya Türk kültüründe totemizm ve şamanizme bağlı, temsili karakter taşıyan şölen gibi ve sistemli ziyafetler BOCUK kutlamalarında da karşımıza çıkmaktadır. Tabiattaki değişiklikler her kültür için olduğu gibi Balkan kültürü için de bir dönüm noktasıdır. İnsanlar bu günlerde âyinler törenler ve eğlenceler yapmışlar.
Balkanlarda bocuk gecesini yapan Türkler, göçmen olarak Türkiye ye geldiklerinde bu âdetlerini sürdürmüşlerdir. Bocuk için tarihler, ocak ayı ortalarında birleşmektedir ve hicri takvimin 61. gününün gecesine denk gelmektedir. (eski Kasım)
Bocuk gecesinde BOCUK diye adlandırılan bir varlığın beyazlar içinde insan görünümünde gezdiğine inanılır.
Bocuk gecesi kışın en sert gecenin simgesidir. Bu gece suya tahta atılır ve tahta sabah suyun üzerinde donmuş olarak bulunursa o evdeki kişilerin o yıl boyunca sağlıklı, sıhhatli, dayanıklı ve güçlü olacağına inanılır.
Bu âdetlerin yapılış nedenlerini yapılan araştırmalar neticesinde şöyle sıralayabiliriz; Evin bereketinin bol olması, kötülüklere karşı birlikte olup tılsımsal bir güç oluşturarak korunma, kışın en sert gecesini birlikte geçirme, dirilecek olan tabiatla yeni yılda dayanıklılık, sağlık ve sıhhatliliklerini dileyip bunu ölçme.
Bocuk gecesi, her evde kabak pişirilir ve o evdeki herkes mutlaka bir lokma dahi olsa yer, aksi takdirde, o gece Bocuğun gelip kabak yemeyenlerin sırtına bineceğine inanılır. İnanışa göre bocuk, kabak pişen ve yenilen eve gelip, kötülük yapmaz. Kabağın yanı sıra mutlaka ince akıtma yapılır. Bocuk gecesine aile halkı, komşular ve akrabalar katılır. Gecede kabak tatlısı, ince akıtma, kar suyunda haşlanmış mısır, armut, ayva, çekirdek, badem, kuzinede fırınlanmış yer fıtığı, ceviz vb. gibi yiyecekler yenir.
Bocuk gecesi eğlenceleri, geleneksel toplantılar gibi yapılır. Masallar anlatılır, bilmeceler sorulur, maniler, türküler söylenir, kılık değiştirilerek seyirlik oyunlar oynanır. (Hayal meyal hatırlıyorum, rahmetli Vesile VATAN yengem bize masal anlatırdı, mani-türkü söylerdi , taklit yapardı. Köyün kızları bir evde toplanırdı. ) Oyun çıkarmak âdettir. Darbuka veya tef eşliğinde halk oyunları oynanır. Gece eğlenceli bir şekilde, geç saatlere kadar sürer. Akrabalar ve komşularla bir arada yapılan tüm bu ziyafetler ve oyunlarla gecenin stresi birlik ve beraberliğin verdiği güçle eğlenceli bir şekilde geçirilmiş olur. Misafir olarak geceye katılanlar evlerine dönerken, misafir oldukları evden çıkışlarında “Bakalım şimdi eve nasıl gideceğiz, sırtımıza Bocuk binecek” diyerek kapıdan ayrılmaları da adettendir. İnanış gereği gece geç vakitlerde evden çıkılmaz, aksi takdirde bocuk biner.
Bocuk gecesinde yapılan ritüel nitelikli çeşitli inanmalar ve âdetler vardır; gece yarısına doğru çeşitli kıyafetlere girilerek komşular korkutulur. En çok yapılan korkuluk tiplemesi de Bocuğu andırmasından dolayı ölü tiplemesi olup, beyaz çarşaflara bürünülüp yüze nişasta sürülür, kartondan sivri dişler yapılarak ağzın içine yerleştirilerek komşular korkutulur. Ayrıca çeşitli korkunç kıyafetlere bürünen kişiler sokaklarda gezerler, genellikle grup olarak yapılan bir çalışmayla korkutmak için seçilen evler gezilip tek tek korkutulur. Bazen teneke de çalarak ses unsurları kullanılır.
Yaşlılar Bocuk gecesini bir yılın geleceği olarak değerlendirirler.
Bocuk gecesi toplantıları son yıllarda gelişen dünyayla birlikte aydınlanmanın neticesinde pek yapılmamaktadır. Bocuk gecesinde Bocuk inancı zayıflamıştır. Kaynak kişiler Bocuk gecesi inanmalarını günümüzde "kocakarı meselesi" olarak nitelemektedirler. Ama yine da önlemler alınır, mutlaka kabak pişirilir, ince akıtma yapılır. Sebebi sorulduğunda “âdettir” denilmektedir. Gençler çarşaflara bürünerek komşularını Bocuk geliyor diye korkuturlar. NOT: Köyümüzde yapılan Bocuk Geceleri ile ilgili paylaşmak istedikleriniz varsa yazın, buraya ilave edelim.)