Profesör öğrencilerine "stres yönetimi" konusunda ders veriyordu. Su dolu bir bardağı kaldırıp, öğrencilerine sordu. "Sizce bu su dolu bardağın ağırlığı ne kadardır?"
Cevaplar 200 gr ile 400 gr arasında değişti. Bunun üzerine profesör şöyle dedi; “gerçek ağırlık değişmez fakat durum, bardağı elinizde ne kadar süreyle tuttuğunuza göre değişir. Eğer bardağı bir dakikalığına tutarsanız, problem olmaz. Bir saatliğine tutarsanız, sağ kolunuzda bir ağrı oluşacaktır. Eğer bir gün boyunca tutarsanız, sizin için ambulans çağırmak gerekir. Aslında ağırlık aynıdır. Ama ne kadar uzun süre tutarsanız, size o kadar ağır gelir. Eğer sıkıntılarımızı her zaman taşırsak, er yada geç taşıyamaz duruma geliriz. Yükler gittikçe artarak daha ağır gelmeye başlar. Yapmamız gereken şey bardağı yere bırakıp, bir süre dinlenmek ve daha sonra tutup tekrar kaldırmaktır. Yükümüzü arasıra bırakmalı, dinlenip tazelendikten sonra tekrar yolumuza devam etmeliyiz. İşten eve döndüğünüzde, iş sıkıntınızı dışarıda bırakın. Nasıl olsa yarın tekrar alıp, taşıyabilirsiniz.”
DOST DEDİĞİN
Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın… “Nereden çıktın bu vakitte” dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; “Gözünün dilini” bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı…
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları…
Dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı… En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz…
Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli. Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, “hak ettim” diyebilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş… Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş….