Ana Sayfa

 
       

    Anasayfa      Haber Detay Ekranı

 
   

ŞEHİR REHBERİ- EDİRNE



 
Edirne

EDİRNE

Bir yerde görürsen ki;

Ağır ve edalı akar

dal dal söğütleri öperek

samur üç belik gibi

          üç koldan sular;

müjdeler olsun efendim:

Edirne'desin.

 Mevsim. fasl-ı bahardır,

 

gecedir ve mehtap vardır.

Ve sen

bir kavs-ı kuzahta yürür gibi

          Köprüler'desin.

 

Şataraban makamından bir şarkı dudaklarında

düşünür, çözemezsin:

Bu naz-ı istiğna, bu âvâz neden;

neden yarı eğilmiş suya dallar?

Öyle fermân etmiş eden

          kimseler bilmez.

"Gönül bir top ibrişim

Sarılırsa çözülmez"

 

Burda her şey

bakınır hüsnüne hayran

Seyreyler cemâlini eğilmiş suya

mermer ihtişamında serhadd-i vatan.

Aşina bir çehre sezer belki diye

devr-i saltanatından Edirne;

bir deste alev güldür, mahzun,

yâr elinden düşürülmüş şimdi suda

Ve sular;

şimşir kelâmı dilinde

destan okur- okur akar.

Ve bihaber Yıldırım'da, bir evcikte

-akan sudan, uçan kuştan-

yeşil dut yaprağında

ak bir ipekböceği,

kozasını dokur dokur ölür.


Uyanır veda etmiş gibi artık uykuya,

konuşan bir dil olur

çiler uzakta;

bülbül sesi yağmur gibi

Bülbül Adası'nda.

 

Kanadı gümüşlü kuşlar geçer

iki şâk bölüp mehtâbı;

          Kıyık'tan uçurulmuş.

Salınır bahçeler içre kızlar ki:

          Nazardan kaçırılmış.

Ağzında kan kırmızı bir can eriği,

mehtapla beraber düşmüş gibi arza;

kızlar ki güzel,

dört başı mâmur ve murassa.

Sevdaya tutulmak bile mümkün

          yeni baştan

söylemek kolay olsa eski türkümü:


 "Edirne köprüsü taştan

Sen çıkardın beni baştan."

M .Niyazi AKINCIOĞLU

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kırklareli'nin yetiştirdiği ve döneminin en önemli şairlerinden M.Niyazi AKINCIOĞLU, okul yıllarını geçirdiği Edirne’yi taçlandırırken, bu dizelerle sesleniyordu şehre.

Şimdi o ne söylense az geleceği aşikar Edirne’deyiz.

Edirne, zengin kültürü, medeniyetlerin ayak izlerince harmanlanmış tarihiyle önemli bir sınır kentimizdir. Trakya’nın diğer kentleri Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale ile doğu ve güneydoğusunda komşuluk yapan kentin, kuzeyinde Bulgaristan, batısında ise Yunanistan ile sınırımız yer alır. Özellikle Yunanistan ile Meriç Nehri boyunca 204 kilometreye varan sınırın tümü Edirne sınırları içinde yer alır. Bulgaristanla ise 88 kilometrelik bir sınıra sahiptir.

Kuzeyde Istranca Dağlarının orta yükseklikte tepeleri, güneyinde ise Koru Dağı’nın yükseltileri arasında, Meriç Nehrinin suladığı % 80’i tarıma elverişli topraklara sahiptir.

Arda ve Tunca nehirleri Meriç Nehri ile Edirne merkezinde birleşip, Saroz körfezine döküldüğü Enez ilçesine kadar Meriç Nehri adıyla sınırımızı da çizerek akar. Nehre, Trakya’nın diğer illerinden gelen derelerin birleşerek oluşturduğu Ergene Nehri’nin suları da katılır. Debisi özellikle kış aylarında yükselen nehirde zaman zaman ciddi taşkınlar yaşanır. Bu taşkınlardan en yakında yaşananı 2007 yılı içinde yaşanmış ve büyük zararlar vermişti.

Fakat, nehrin debisinin yükselmesi sonucu zaman zaman yaşanan bu yıkıcı etkiye rağmen, nehrin taşıdığı alüvyonlarsa ovaya bereket taşır.

Edirne sular ve suyla şekillenmiş güzellikler şehridir. Bu sebepledir ki, özellikle Balkanlar’a akınlarda Osmanlı askerinin geçebilmesi için adım başı incelikli köprüler, bu şehrin nehirlerinin boğazında bir gerdan gibi salınır. Yeşilin en güzel tonu, toprağın sunduğu tüm bereketler yine bu şehrin suyla gelen kazanımlarıdır.

Edirne merkez ilçe haricinde 8 ilçeye sahiptir. Bunlar; Enez, Havsa, İpsala, Keşan, Lalapaşa, Meriç, Süloğlu ve Uzunköprü ilçeleridir.

Edirne eğitim seviyesi diğer Trakya illeri gibi yüksek bir kenttir. Yıllarca Trakya’nın bütününde hizmet veren, ve tek bölge üniversitesi olan Trakya Üniversitesi, şimdi Edirne’ye hizmet veren oldukça köklü bir üniversitedir. Üniversite 2007 yılı sonunda Tekirdağ ve Kırklareli’de üniversite kurulması amacıyla, bu illere bazı fakülte ve bölümlerini vermek durumunda kalmıştır.

Edirne’nin en eski yerleşimcileri Traklar’dır. Trakların soyundan olan Odrisler, şimdiki Edirne’nin olduğu Tunca ve Arda nehirlerinin birleştiği yerde bir yerleşim kurmuşlardır. Daha sonra, Pers seferine çıkan Makedonlar yöreye hakim olmuşlardır. O zamanlar bu yerleşim yeri Odrisia, Orestia,Orestas gibi isimlerle anılıyordu.

Romalıların Edirne’de tarih sahnesine çıkması ise, M.Ö. 2. yüzyılda imparator Hadrianus ( 117 – 138 ) zamanında olmuştur. Stratejik önemi sebebiyle İmparator Hadrianus zamanında kent statüsü alır ve o zamandan sonra imparatorun adından türetilen isimlerle anılır. Hadirianopolis / Adrianopolis / Adrianopol..vb

Osmanlı’lar ise 1. Murat ile Edirne’yi fetheder. Bu dönemlerde Edrinu / Edrinabolu vb…isimlerle anılan kentin adı, tarihçilerce en büyük kaynak olarak gösterilen eserlerden olan, Aşıkpaşazade Tarihi’nde ilk defa Erdene/Edirne olarak 14. yy. başında geçer. 1361 yılındaki fetihten birkaç yıl sonra, 1365 – 1453 yılları arasında kent Osmanlı’ya 88 yıl süreyle başkentlik yapar.

Edirne, Osmanlı’da “Der-i Saadet” ( Mutluluklar Kapısı ) ünvanıyla anılan bir şehirdi. Sultan ve tebaasına ait önemli kutlamalar, şenlikler, sünnet şölenleri, 2.Mehmet’in evlilik törenleri hep bu kentte yapılmıştır. Bu kutlamalar bazen İstanbul’u bile kıskandıracak kadar güzellikte olurdu.

Oysa,Osmanlı’nın son yüzyılında Edirne’de hep acılarla anılacaktı. Osmanlı Rus Harbi sonrasında Balkanlardan Trakya’nın içlerine yaşanan büyük göçler, Rus, Bulgar ve Yunan işgalleri sonrası yaşanan acılar şehrin belleğine kazınmıştır.

Bu şehrin belleğine kazınan bir başka tarihi olay ise, Erzurum doğumlu büyük Osmanlı komutanlarından Şükrü Paşa’nın 1912 Ekim’inden 1913 Mart’ına kadar süren 155 günlük, Bulgar işgalcilerin aklının alamadığı Edirne Savunması’dır.

Bu yüce komutan inanılmaz yokluk, yoksunluk ve açlığa rağmen şehri onurla savunur. Kıyık ve Hıdırlık tabyaları bu önemli savunmanın da mekanlarıdır. Öyleki tabyada şehri savunanlar artık ağaç ve bitki köklerini yemeye başlamışlar ama şehri yine de can siperane savunmaktan geri durmamışlardır.

Mezarı önceleri Merkez Efendi mezarlığındayken, Edirne'de kendi hatırasına yapılan Şükrü Paşa Anıtı’nın olduğu yere taşınır. Edirneliler bu minnetle yad ettiği tarihi olayı, olayın kahramanı Paşa’yı bağrına sarıp sarmalayarak taçlandırır.

1923 yılında son işgalciler olan Yunanlılar’ın da şehirden çekilmesiyle, yeniden Türk toprağı, bir serhad şehri olarak sınırlarız içinde yer alır kent.

Edirne mutfağı daha çok Rumeli etkisinde şekillenmiş bir mutfaktır. Yanı sıra yöreye özgü lezzetler de vardır. Gaziler helvası, yaprak ciğeri, badem ezmesi, ciğer sarması, devai misk vb…

Edirne beyaz peyniri ile de özellikle Trakya ve İstanbul’da isim yapmıştır.

Osmanlı el sanatları, Edirne’de hala etkisini sürdürmekte, özel çabalarla ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. Ağaç işleme, lake kutu-kap yapımı, kitap kaplama sanatı, çiçek ressamlığı, mezar taşçılığı vb…el sanatları hep Osmanlı’dan günümüze aktarılan kültür-sanat çalışmaları içinde yer alır. Açağ işlemeciliği öyle bir üsluba bürünmüştür ki, buna Edirnekari ( Edirne işi ) adı verilmektedir.

Öte yandan şehirde, süpürgecilik, hasırcılık, sepetçilik ve misk sabunculuğu hala canlı el sanatlarındandır. Aynalı süpürge Edirne’ye özgü bir marka halinde günümüzde de yaşatılmaktadır. Misk sabunculuğu ise, meyve şekillerinde rengarenk sabunlar üretilerek yapılmaktadır.

Edirne’nin bir diğer markası ise, Kırkpınar Güreşleri’dir. Yağlı güreşlerin arenası, olimpiyatı olarak bilinen bu geleneksel güreşler Haziran ayının 3. haftasnda bir hafta süren şenliklerin sonunda yapılmaktadır. Bu sene 647. yılını kutlayacak Kırkpınar, kentin turizm ve spor aktivitelerinde en önemli yeri tutar.

Mimar Sinan’ın en büyük eseri, Selimiye Camii Edirne’dedir. Şehir inanç turizmiyle de her yıl onbinlerce turisti ağırlamaktadır. Camileri, köprüleri, çeşmeleri, tarihi daha bir çok yapısı ve yaşayan kültürüyle Edirne, aynı zamanda modern çizgisiyle de Türkiye’nin Avrupa’ya dönük yüzüdür.

Fotoğraflar :

Dinçer ALABAŞOĞLU, Yılmaz AYNALI
 

 

 NOT:  Bu yazı aşağıda internet adresi olan trakyagezi.com adresinden alınmıştır.

http://www.trakyagezi.com/sehir-rehberi

    

    
 Okunma Sayısı : 999



      
Eklenme Tarihi : 27.04.2011

DUYURU SİSTEMİ

KÖYÜMÜZ İLE İLGİLİ DUYURULAR WHATSAPP MESAJI OLARAK GÖNDERİLMEYE BAŞLANMIŞTIR. WHATSAPP GRUBUMUZA ÜYE OLUNUZ..

GRUBA ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ

NOT: WHATSAPP YOLU İLE GELEN DUYURULARI İNTERNET KULLANMAYAN YAKINLARINIZA İLETECEĞİNİZİ UMUYORUZ.

......................................................................
GÜNCELLEME (12.10.2021)

2022 YILI DÜĞÜN DERNEK TAKVİMİMİZ GÜNCELENMİŞTİR.  TIKLAYINIZ

DÜĞÜNLERİMİZİN ÇAKIŞMAMASI İÇİN LÜTFEN DÜĞÜN TARİHLERİNİZİ SİTEMİZE BİLDİRİNİZ. 2123540@gmail.com

 Not: Davetiye Listesi için takvimin sol alt kısmında 2.sayfaya Tıklamanız gerekmektedir.

......................................................................
MEZUNİYET

SEVGİLİ ÖĞRENCİLERİMİZ... Mezuniyet Fotoğraflarınızı  info@budakdoganca.com  adresimize gönderirseniz sitemizde yayınlamaktan mutluluk duyarız. SİTE YÖNETİMİ

......................................................................

EN DOĞRU HAVA TAHMİNİ İÇİN  TIKLAYINIZ

......................................................................
20.06.2011

Sayın Budakdoğancalılar; Web sitemiz aracılığı ile  her türlü sevinçlerinizi paylaşabilirsiniz. Yeter ki bizlere iletin..Sizlere bir telefon kadar yakınız... Necmettin KIYICI : 0505 453 27 78 , Yılmaz FINDIK : 0535 424 61 12

......................................................................

İlimizdeki Nöbetçi Eczaneler İçin TIKLAYINIZ 

......................................................................

       REKLAM ALANI

        MAİL ÜYELİĞİ


EDIRNE

İLİMİZİN 5 GÜNLÜK
 HAVA DURUMUNU
GÖRMEK İÇİN
TIKLAYINIZ