Pazar günü güzel, güneşli bir hava vardı. Böyle havalarda babamın canı köye gitmek ister. Arpaları dolaşmak için köye gittik. Önce Gözdere'ye uğradık. Buğdayı dolaştık. Buğday fena değildi, kısa zamanda yağmur düşerse daha da güzel olacağa benziyordu. Karşı tarafta Ahmet Ermiş yeni traktörü ile ilaç atıyordu. Sol tarafta ise Mehmet Demirel arkadaşımız gündöndü yeri hazırlıyordu. Sonra köye döndük. Köyde baharın getimiş olduğu hareketlilik vardı. Hasan Altay dayı meyva fidanlarının bakımını yapıyordu, yengem de soğan ekiyordu. Hemen caminin arkasında İsmail Şahin ve eşi soğan ekiyorlardı. Babam "gazlıı işin mi yok senin? diye seslenerek selam verdi arkadaşına. Babam eve gidince hemen traktöre atladı arpaları dolaşmaya gitti. Geldiğinde morali bozuktu, arpalar donmuş. Bozup gündöndü ekmekten başka çare yok dedi. Ben de bu işlerden pek anlamadığımdan yorum yapmadım. Bu arada Muhtarın av köpeği yavrulamış, onları gösterdi bana. Tam 6 tane minik yavru vardı. Hele iki tanesinin kuyrukları kısacıktı. Neden bunların kuyruklarını kestin? dedim muhtara. Onlar gene orijinalmiş, doğuştan kısaymış kuyrukları. Donra kahve önüne gittik. Biraz kamelyanın altında oturduk, Hüseyin aga,Şaban,Basri,Akın,Adil ağbi ile. Üşüyünce güneşe çıktık. Remzi aga geldi. Parka 2 tane, konağın önüne de 1 tane ceviz ektiğini söyledi. Daha çok var, parkın 4 tarafına da ceviz ve badem ekeceğim dedi. Ben de kendisine teşekkür ettim. Parkımız için elinden geleni esirgememesini, bu işlerden iyi anladığını, parkın bakımı konusunda bize yardımcı olması söyledim. Sağolsun, her zaman elimden ne gelirse yaparım dedi. Bu arada muhabbetten kızımı baleye götürme saatini kaçırmışım. Eve gidince kızçeden fena halde fırça yiyeceğiz diye düşündüm. Neyse baleden alma saatine yetişince kızımın gönlünü aldım. O da, hava güzeldi yürüdüm dedi. Sonuç olarak güzel, keyifli bir gündü.
NOT : Fotoğrafların orijinalleri için facebook'taki Budakoğanca köyü sayfasına bakınız...