Köyümüzün yaşlılarından , 1929 doğumlu Zehra (Güçlü) FINDIK ile köyümüzün tarihi ve yapısı hakkında bilgi almak amacıyla bir görüşme yaptık.
Görüşme tarihi : 09/12/2007
Yılmaz FINDIK: Nasılsın Zehra hala..Biz köyümüzü tanıtan bir internet sitesi yaptık artık insanlar dünyanın her yerinden bilgisayar aracılığı ile köyümüz hakkında bilgi alabiliyorlar.Köyümüzün yaşlılarından birisi olarak köyün geçmişi ve çocukluğun hakkında bize bilgi verebilir misin ?
Zehra FINDIK: Evladım ben 1929 doğumluyum,bizim çocukluğumuz diye bir şey yoktu biz kendimizi bildiğimizden beri elimizde orak hep tarla işlerinde çalışırdık.
Yılmaz FINDIK: Peki ben dedelerimizin Bulgaristan’dan geldiğini biliyorum,Sen burada mı doğdun
Zehra FINDIK: Ben burada doğdum, tam bilmiyorum ama galiba ablam (Fatma Ersaçmış)geldiklerined 4 yaşındaymış.Bizimkiler birkaç defa gelip gitmişler
İlk geldiklerinde karşıya (Şu anki mezarlığın olduğu yeri işaret ederek) kerpiçten bir ev yapmışlar,annem ile babam kendileri kesmiş kerpiçleri.Ama burada tutunamamışlar yine geri gitmişler. Son geldiklerinde şimdiki evlerin olduğu yere yerleşmişler.
Yılmaz FINDIK: Peki Mustafa dede Türkiye’ye geldiğinden yalnız mı gelmiş hiç kardeşi yokmuş mu ?
Zehra FINDIK: Bilmiyorum oğlum bize pek anlatmazlardı annemiz babamız ama geldiklerinde dedenin iki kardeşinin daha geldiğini birinin adının Ahmet olduğunu
duymuştum. Birinin Edirne’de öldüğünü diğerinin Çanakkale savaşında öldüğünü duymuştum.O zaman savaş hali varmış Mustafa dedeninde Ruslara esir düştüğünü ve tam 4 yıl sonra kendisinden umut kesildikten sonra geri geldiğini anlatırlardı.O zaman Türklerin elindeki Rus esirlerle babamları değiş tokuş etmişler.
Yılmaz FINDIK:Köyün hatırladığın en küçük hali ne kadardı ?
Zehra FINDIK: 30 hane lafını Çok duyardık.30 Hane olmalı
Yılmaz FINDIK:Peki okuma yazmayı nerede öğrendin.Köyün ilk öğretmenin Ahmet Boztuna olduğunu biliyoruz senide okuttu mu ?
Zehra FINDIK: Ben okumayı kendi kendime öğrendim,Okul açıldığında ben 13 yaşındaydım babam bana defter ve kalem almıştı ama annem yaşım büyük diye beni okula göndermedi .En son imamın oturduğu ev di okul, orası hem okul hem cami hem kahveydi.
(Okulun açılışının 1941-1942 de olduğu anlaşılıyor)
Yılmaz FINDIK : Peki okul ilk açıldığında okula giden arkadaşların oldu mu senin?
Zehra FINDIK : Oldu tabi Ürfet (Çelik) ,Emine (Ergeç) gitti mesela
Yılmaz FINDIK: Edirne’ye ilk gittiğini hatırlıyor musun hala.Nasıl giderdiniz.
Zehra FINDIK: Babam bizi çok götürürdü Edirne’ye öküz arabası ile giderdik bir gün sürerdi Edirne'ye gitmek bir gün gider gece Edirne’de kalır ertesi gün dönerdik. Gece şu an Altuğların evlerinin olduğu yerde han vardı,orada kalırdık ,bütün köy o hanlarda kalırdı.Bir keresinde nasıl olduysa Ayşe ablam ile kim olduğunu hatırlamadığım yine bizim köyden bir kız birlikte gece handan çıkmışlar ve ilk defa radyo görmüşler ve radyonun sesinden korkup kaçmışlar.
Yılmaz FINDIK:Peki hala bizim köye ilk radyonun geldiğini hatırlıyor musun? Kim getirmişti.
Zehra FINDIK: İlk radyoyu agam (Mehmet FINDIK)almıştı onu iyi hatırlıyorum. Bütün köy bize radyo dinlemeye gelirdi.
Yılmaz FINDIK :Bayramlardan bahseder misin biraz eski bayramlar nasıl olurdu ?
Zehra FINDIK : Bayramlar düğün gibi olurdu eskiden,bayramlarda köyün bütün kızları ya bizde ya Ürfet’lerde toplanır türküler söylerdik.Ben çok güzel dare çalardım.Ben çalardım Ablam,Ürfet(Çelik),Emine(Ergeç)Fikriye (Açış),Nedime (Tükenmez) oynardı.
Yılmaz FINDIK : Düğünler nasıl olurdu?
ZEHRA FINDIK : Düğünlerde kızlar türkü söyler oynar,Yemekler yenirdi.Çeyiz altı geleneği o zamanlardan gelir,erkekler yemek yiyip içki içer serhoş olurlardı.O zamanlar elle günle evlilikler az olurdu herhalde ben kaçtım,ablamlar kaçtı….. Diyerek başlıyor ve hemen köyün yarısını sayıyordu bir çırpıda Zehra hala,
Hasta yatağında bizi kırmayıp sorularımızı cevapladığı için kendisine yürekten teşekkür ediyoruz.
Köyümüzün yaşlıları ile sohbetler devam edecek....