Yılmaz Fındık kardeşim yukarıda gördüğünüz fotoğrafları siteye koymuş, altını doldurmak sana kaldı dayı diye not düşmüş. Ben de ne yazayım derken köyümüz ile ilgili şöyle genel kısa bir değerlendirme yapmak istedim. Aşağıda yazdıklarım ile ilgili daha geniş bilgiler derlemekte olduğum "Budakdoğanca Tarihi, Kültürü ve Anılarım" adlı amatör çalışmamda yer alacaktır.
Köyümüz logosuna kuruluş tarihimizi 1910 yılı diye yazdık. Aslında 1910 yılından çok ötesi. Köyümüzün adı "Doğanca" olarak 1530 yılı haritasında geçiyor. Hatta öncesi bile var. 1910 yılı, şu anda yaşayan insanların köye geliş tarihidir. Daha sonra 1938 yılında gelenler ile birlikte köyümüz büyümüş ve bugüne gelmiştir. Bir tarihçiye göre 1500'lü yıllarda Karaman'dan "Toğancalılar" aşireti Edirne dolaylarına göç ettirilir. Bu civarda yani Ada Nahiyesinde Türk Toğanca ve Kafir Toğanca, Üsküdar Nahiyesinde ise Kum Toğanca ve Budak Toğanca köyleri kurulur. Sıddık Çalık adındaki tarihçinin tez çalışması olan " 1802 yılı Edirne Şeriyye-i Sicili Tahrir Defterleri" adlı araştırmasında köyümüzün adı Budak Toğanca olarak geçmektedir. Toğanca daha sonra Doğanca olmuş. Burada dikkat çeken Budak kelimesinin Cumhuriyet sonrası değil.çok önceleri Doğanca'nın önünde yer aldığıdır.
Köyümüzde şu anda bulunan insanlar , 1910 yılından 1995-2000 yıllarına kadar mutlu ve huzurlu bir biçimde, toprağı işleyerek ve üreterek, alınteri ile kazandıklarını geçinmek ve çocuklarını okutmak için harcayarak geçirmişler. Fakat 1980 sonrası ekonomik gelişmeler köylünün durumunu zayıflatmış, 1994 yılında Taşımalı eğitim sistemine geçilmiş, ilkokul kapanmış. Tüm bunların sonucu olarak köyden kente göç başlamış. 2000 yılına kadar az-çok köyde bir hareketlilik, canlılık söz konusu idi. Bu yıllarda insanlar az da olsa yaz aylarında 2-3 ay köyde kalıyordu. Köyde bakkalın kapanması, herkesin bir otomobilinin olması gibi nedenlerle köyde yaz aylarında uzun kalmalar da sona erdi. İnsanlar 2-3 gün kalıp, hatta günlük olarak işlerini halledip köyden kaçarcasına şehire döner oldular. Son zamanlarda aldığımız duyumlara göre tüm tarlalarını satıp köylülüğü terkedenler de epey fazlalaşmış..Bu durum sadece bizim köy için değil tüm köyler için geçerli bir hal almıştır. Köylülerin köyden kaçmasının aksine şehirde yaşayanlar ise "ah köyde 3-5 dönüm tarlam olsa da bahçe falan yapsam" demekte ve Edirne civarındaki yakın köylerden toprak satın almaktadırlar. Yani insanlar şehirin gürültü, hava kirliliği ve yoğunluğundan 2 gün de olsa köye gidip, doğa ile başbaşa kalmanın yollarını aramaktadırlar.
Bizim de derdimiz köyümüzdeki yaşamın tamamen yok olmaması için muhtarlığımızın öncülüğünde 2008 yılından bu yana köye birşeyler yapmanın çabası içindeyiz. Bu anlamda 3.projemiz olan "Muallim Ahmet Bostuna Köy Müzesi" ne herkesin maddi - manevi desteklerini bekliyor, "HER ŞEY BUDAKDOĞANCA İÇİN" sloganımızı her zaman ve her yerde gururla söylüyoruz. Fazla uzattım galiba.. KALIN SAĞLICAKLA...
Necmettin KIYICI
Yazım sürecindeki konuşmalar....
AĞBİ SANA BİR ÖDEV..ALTINI SEN DOLDUR..( 13 Ağustos Yılmaz Fındık)
ARKASI YARIN. UYKUM GELDİ... (13 Ağustos - Necmettin Kıyıcı)
ÇOK DERİNDEN BAŞLAMIŞIN BE ABİ :))) (14 Ağustos - Yılmaz Fındık)
NE YAPALIM ZOR BİR ÖDEV VERMİŞSİN...(14 Ağustos - Necmettin Kıyıcı)