Yenikadın Köyü Web sitesi yöneticisi ve Trakya Üniversitesi İpsala Meslek Yüksek Okulu Müdürü Yrd.Doç.Dr.Sayın Hayati ARDA'nın "Suları Nasıl Kirletiyoruz" adlı yazısını siz değerli köylülerimizle paylaşmak istedik. İyi okumalar..
SULALARI NASIL KİRLETİYORUZ
Bakteriler, Virüsler ve hastalık etkeni diğer organizmalar, içme ve kullanma sularının kirlenmesine neden olurlar. Ölmüş hayvan ve bitki artıkları ile tarımsal artıkların yüzeysel sulara karışması sonucunda da su kirliliği oluşur. Çeşitli endüstri faaliyetleri sonucu oluşan ve fenol, arsenik, siyanür, krom, kadmiyum gibi toksik maddeler de hem yerüstü hem de yer altı sularının kirlenmesine neden olurlar. Tankerler veya boru hatlarıyla taşınan petrolün kazalar sonucunda yüzeysel sulara karışması sonucu yüzey suları ve yer altı su havzalarında kirlenmeler oluşur. Sentetik deterjanlar içerdikleri fosfatlar yüzeysel sularda kirlenmeye neden olmaktadır. Sentetik deterjanların evlerde kullanılmaya başlaması ile evsel atık sularının kirletici özelliğini arttırmıştır. Radyoaktif kirlenme hastanelerden, araştırma kuruluşlarından ve bazı endüstri dallarından kaynaklanabilmektedir. Nükleer silah denemeleri sonucunda artan radyoaktivite, yağmur sularım da kirletmekte ve bunun sonucu olarak yüzeysel sular, radyoaktif kirlenmeye maruz kalmaktadır. Ayrıca da savaşlarda kullanılan nükleer bombalar da radyoaktif kirlenmeye neden olur.
Zirai Mücadele İlaçlarının bilinçsiz kullanımı ile bu maddelerin besin zincirine girmesi ekosistemlerde önemli sorunlara neden olmakta ve bu maddeler besin zinciri ile insana kadar ulaşmaktadırlar. Yapay Organik Kimyasal Maddelerin üretiminin giderek artması da sularda kirliliğe neden olmaktadır. Bu yapay maddelerin yerlerini aldıkları doğal maddelere göre kirleticilik dereceleri daha fazladır, sulama ve endüstriyel kullanım için suları kullanılamaz duruma getiriler. Yapay ve doğal tarımsal gübrelerin içerdiği azot ve fosfor, sulamadan dönen drenaj suları ile yüzeysel sulara karışarak kirliliğe neden olurlar. Bunların yanında soğutma suyu sistemlerine sahip termik santraller, yüzeysel sulara büyük miktarlarda ısı verir. Sıcaklığı artmış sularda farklı organizmalar çoğaldığı için içme veya kullanma suyu kaynağı olarak uygun değillerdir. Yukarıda bahsettiğimiz kirlenme çeşitleri, bazı durumlarda tek başına, bazı durumlardaysa birkaçı birden etkin olarak hem doğal dengeyi bozmakta hem de yeryüzünde canlılığı tehdit etmektedir. Bu kirletici faktörler bazen yüzey su havzalarını, bazen de yeraltı su havzalarını, bazen de hem yeraltı hem de yerüstü su havzalarını tehdit etmektedirler. Bu tehdit sadece bu suların kullanımından oluşan zararlarla sınırlı kalmaz, bazı durumlarda normal şartlarda çoğalmayan bazı organizmalar, oluşan su kirliliğinde aşırı çoğalarak kendileri kirliliğe neden olabilirler. Bu durum su havzalarının kullanılabilirliğini zorlaştırır.