Öncelikle şunu belirtmek gerekli ki, dün akşam Dinç Halısaha’da gerçekleştirilen babalar oğullar ikinci maçında, kağıt üzerine bakıldığında babalar takımının ezici bir üstünlükle galip geleceği varsayılıyordu. Maç öncesinde takım oyuncularının kendi aralarında konuşmalarında da bu sohbet konusu oldu ve tribünlerde bulunan otoriteler Yılmaz ve Necmettin beyler ile Emin Emir’in oğlu Efe de yorumlarında bunu açıkça belirtiyordu. Bahis şirketleri oranlarını oğullar alehine öyle bir açmışlardı ki Fenerbahçe’ye bile Arsenal karşısında daha fazla şans tanıyorlardı.
Tüm bu olaylar karşısında saat 21.00 da başlayan maçta oğullar takımı oyuna fırtına gibi girerek Kubilay’ın golüyle 1-0 öne geçip formaları ilk maçta olduğu gibi yine babalarına giydirdiler.
Babalar takımını analiz edecek olursak; bu hafta takıma transfer edilen Faruk Arabacı ile kadrolarını epeyce güçlendirdiler. Takımın ileri üçlüsü Reyhan-Faruk-Muhtar rakip takımın defans kurgusunu orta direğinden yıkacağa benziyordu. Aynı zamanda otoriteler bu üçlüyü Messi, Neymar, Alexis Sanchez üçlüsüne benzetmekteydi ve hiç de haksız sayılmazlardı. Hepsi bir pire gibiydi. Babalar takımının geri kalanının da Barcelona’dan farkı yoktu. Halil Emir aynı Mascherano, Ahmet Ersaçmış bir Pique, Uğur Köse tıpkı bir Puyol gibi oynuyordu. Av.Erdem ise Xavi’vari pasları, dönüşleri ve driplingleri ile klasını belli ediyordu. Kalecileri Cem SBG ise ilk yarının son bölümlerinde topa boş çıkmış ve talihsiz bir sakatlanma yaşamıştı. Bu maç için performansını değerlendirmek yanlış olur. Kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletip en kısa zamanda tekrar yeşil sahalara dönmesini temenni ediyoruz. Maçın ilk kısmında takımın ileri üçlüsü çok etkindi. Soldan Faruk Arabacı, sağdan Muhtar, onların arkasından da Av.Erdem ile Reyhan Hoca oğulları kendi yarısahalarına tamamen hapsetti. Nedendir bilinmez, babalar takımında büyük bir antrenman eksikliği sezinledik. Maçın son bölümlerinde ileri üçlü yorgunluktan bitap düşmüş ve sanki ‘maç bitse de gitsek ‘ moduna girmişlerdi. Hal böyle olunca ileride top tutamayan babalar, bir kişi eksik oynamanın da verdiği dezavantajla, kalelerinde sayısız gol pozisyonu gördüler ve bunların birçoğu oğullar hanesine sayı olarak eklendi.
Oğullar takımında en çok dikkati çeken, yeni transfer kaleci Can’dı. Hava toplarına çıkışları, uzaktan çekilen şutlara müdahaleleri, topu oyuna sokuşları tamamen Muslera’ya aitti sanki. Başka bir yeni transfer de Aykan Arabacı. Aykan bu maçtaki müdahaleleriyle, Reyhan hocanın etkinliğini geçen maça göre bir hayli düşürdü. Defansın bel kemiği Kadrican Tükenmez ise ‘Big Chief’ Ujfalusi gibi takıma abiliğini yapıp takımının geçen haftaya oranla daha az gol pozisyonu vermesinde en önemli payın sahibiydi. Maçın büyük bölümünde oğullar takımı babaları karşısında Kubilay-Ulaş-Barış üçlüsüyle etkinliğini sürdürdü. Bu üçlüyü de otoriteler Selçuk-Drogba-Sneijder üçlüsüne benzettiklerini maç sonunda belirttiler. Maç boyunca Kubilayın Halil Emiri çalım çalıma getirmesi, gol pozisyonlarındaki büyük katkısı ve Seyircilerden sık sık “Jardel misin be oğlum” şeklinde tezahürat alan ve maç sonrası belirli otoritelere ”Budakdoğanca’da bir Jardel doğuyor” şeklinde SMS ler ulaştığını sonradan öğrendiğimiz Ulaş’ın bitirici vuruşları dikkatlerden kaçmadı. Ulaş bu maçta kendisini yaptığı goller ve asistlerle ön plana çıkarmasını bildi. Barış ise maç boyunca sahada basmadık alan bırakmadı. Gerek defanstan top alıp ileriye çıkışları, gerek defanstaki hayati müdahaleleri her zaman tam yerindeydi ve kusursuz bir oyun sergiledi. Aynı zamanda Barış’ın uzaktan kaleyi adeta topa tutması babalar takımını korkuttuğu gözlendi. Gelecek hafta Budakdoğanca A Milli takım scout ekibinin Barış için stada gözlem yapmaya geleceği kulislerde konuşulan başka bir konu. Takımın sağ kanattaki bir diğer önemli ismi Orçun ise sağ kulvardan yaptığı bindirmelerle orasını bir koridor gibi kullandı. Boş alanlardaki top sürmeleri, pasları ve Hamit Altıntopvari çektiği şutlar babalar takımı üzerinde büyük bir baskı uyandırdı. Maçın bir anında Orçun’un şutuna değişik bir biçimde dokunan Ozan Deniz’in kaçırdığı pozisyon, gol olmasa bile, Drogba’nın Şampiyonlar Ligi çeyrek final ikinci maçında Real Madrid kalesine gönderdiği golü hatırlattı maçı izleyenlere.
Maçın geneli karşılıklı gollerle geçti. İlk yarı skor açısından kısır bir maç olmasına rağmen bol gol pozisyonu vardı. Geçen haftaki maça oranla daha zevkli bir maç izliyordu tribünler. İkinci yarının yaklaşık 10 dakikası geçtikten sonra babalar takımında sezilen yorgunluk onların maçtan düşmesine ve kalelerinde bol gol görmelerine sebep oldu. Buna rağmen ileri üçlünün kalitesi maçtan skor olarak tamamen kopmamalarını sağladı ve Babalar takımı Yılmaz FINDIK’tan yoksun olarak çıktıkları maçtan yenik ayrıldılar, maç 11-8 oğullar takımının üstünlüğüyle sonuçlandı.
Ozan Deniz KIYICI