
AYŞEGÜL ALPTEKİN İLE SOHBET - 28/01/2008
Köyümüzün yaşlıları ile sohbet etmeye devam ediyoruz. Daha önce Hüsmen Uludoğan ve Zehra Güçlü ile konuşmuştuk. Amacımız köyümüzün yaşlılarından , köyümüzün geçmişi, yaşantıları hakkında bilgi alıp kayda geçirmek, bu bilgilerin unutulmamalarını sağlamak. Eğer sağlığında Mustafa Vatan ile konuşmuş olsaydık, köyümüzün 1910 yılından önceki durumu ile ilgili bilgiler de öğrenebilecektik.
Bugün köyümüzün yaşlılarından Ayşegül Alptekin teyze ile sohbet edip , kendisinden köye gelişleri,yerleşmeleri ve yeni bir düzen kurmaları ile ilgili bilgi alacağız.
Necmettin Kıyıcı : Ayşegül Teyze, biz köyümüzün tarihini araştırıyoruz. Köyün yaşlıları ile sohbet ediyoruz. Daha önce Hüsmen Uludoğan ve Zehra Güçlü ile konuştuk. Şimdi seninle sohbet etmeye geldik. Bizim amacımız köyümüze gelenler nerelerden geldiler, kaç yılında geldiler, nasıl geldiler, bununla ilgili araştırma yapıyoruz. Yaptığımız konuşmalar ileriki yıllarda gençlere bir hatıra kalsın ve büyüklerinin, atalarımızın nerelerden geldiklerini bilsinler, öğrensinler istedik. Şimdi başlayalım Ayşegül Teyze. Kaç yaşındasın?
Ayşegül Alptekin : 89 yaşındayım. 1335-1919 doğumluyum.
N.Kıyıcı : Siz Edirne’ye yani Budakdoğanca’ya nereden geldiniz?
A.Alptekin : Biz buraya Romanya’dan geldik. Silistre ilinin Torakan (veya Totrakan) kazasından geldik.
N.Kıyıcı : Buraya gelirken nasıl geldiniz?
A.Alptekin : Birimiz öküz arabasıyla, birimiz at arabasıyla geldik.
N.Kıyıcı : Birimiz derken İbrahim amcanın kardeşi mi ağbisi mi?
A.Alptekin : Ağbisi. (Orada ağbisinin kim olduğunu sormayı unuttum. Daha sonra İbrahim Alptekin’in ağbisinin Hüsrev Altuğ olduğunu öğrendim.) At ve öküz arabalarıyla Köstence’ye kadar geldik. Köstence’den vapura bindik. (Ayşegül teyze labur diyor) Vapurla su üstünden İstanbul’a kadar geldik. İstanbul’dan indik Ereğli’ye. Ordan dağıtım olduk Edirne’ye
N.Kıyıcı : Budakdoğanca’ya dağıtımınız Edirne’de mi belli oldu Ereğili’de mi?
A.Alptekin : Ereğili’de belli oldu.
N.Kıyıcı : Ereğil’den gelirken atlarınız ve öküzlerinizle beraber arabayla (kamyonla mı) geldiniz? Yoksa yürüyerek mi geldiniz
A.Alptekin : Arabayla geldik. Hayvanlarla beraber hepimiz yürüyerek geldik. Arabayla ama öküz, at arabasıyla köye kadar geldik. Bazı yürüdük bazı arabaya bindik. Bagajlarımızı her bi şeyimizi arabaya koyduk geldik.
N.Kıyıcı : Edirne’ye geldiniz oradanBudakdoğanca’ya mı yerleştiniz?
A.Alptekin : Ordan burayı köye geldik, bi daha kaldık burda.
N.Kıyıcı : 1938’de geldiğinizde Atatürk ölmüş müydü?
A.Alptekin : Biz Ereğli’ye indiğimizde Atatürk ölmüş dediler.
N.Kıyıcı : Buraya gelirken evli miydiniz İbrahim amcayla?
A.Alptekin : Evliydik ya. 6 aylık evli geldim buraya.
N.Kıyıcı : Peki Budakdoğanca’ya gelince nereye yerleştiniz? Ev varmıydı?
A.Alptekin : Kerpiç evler var idi, yarımdı, boştu, sıvadık girdik içlerine.
N.Kıyıcı : O evleri sizin için mi yapmışlar?
A.Alptekin : Öyle geldik girdik. Belki bizim için yaptılar.(gülüyor)
N.Kıyıcı : Yani yukarki mahallede bütün o evler var mıydı?
A.Alptekin : Var idi. Yarım yarım var idi.
N.Kıyıcı : O zaman onları sizin için yapmışlar. Çünkü yukarki mahallenin yapısı çok düzgün aşağıki mahalleye göre, sokakları falan belirlenmiş. Demek ki organize biçimde yapmışlar, tamamlayamamışlar.
A.Alptekin : Tabi yarım yarımdı, biz tamamladık girdik içlerine.
N.Kıyıcı : Siz geldiğinizde Tatarlar var mıydı köyde? Köy kütüğünde epey Tatar aile var çünkü.
A.Alptekin : Bizim köyde mi soruyon? Pek yoktu, Bizden önce gitmiş onlar.
N.Kıyıcı : Siz geldiğinizde aşağıki mahallenin dışında, hıdırellez korusunda falan evler var mıydı?
A.Alptekin : Yok idi. Sadece aşağıki mahalle var idi. Aşağıda maşatlıkta sizin evler var idi. Bulgar evleri.
N.Kıyıcı : Geldiğinizde köy çeşmesi var mıydı? 1953 yılında çekilen fotoğrafta çeşmenin arkasındaki evler gözükmüyor.
A.Alptekin : Çeşme var idi. Ahmet Yeşilyurt’ların evleri yoktu. Sonradan yaptılar. Halil Özenci’ninde evi yoktu orda.
N.Kıyıcı : Onlar sizden sonra mı geldiler?
A.Alptekin : Bizden önce geldi onlar. Hüdayimler de bizden önce gelmişler. Hep Romanya’dan ama aynı köyden değildik onlarla.
N.Kıyıcı : Totrakan köy müydü?
A.Alptekin : Kasabaydı orası. Bizim köyümüz Kulpallar köyüydü.
N.Kıyıcı : Kimlerle geldiniz? Yani sizden başka gelen hangi aileler vardı ?
Ayşegül Alptekin : Ne bileyim kimler vardı ki.
N.Kıyıcı : Aliş Demirel vardı herhalde.
A.lptekin : (Gülüyor) Babamdı.
N.Kıyıcı : Başka Ali dayı, Mehmet Botsuna var mıydı? Kardeştiler zaten. Artuçlar, Sağlamlar var mıydı. Onlar da kardeştiler.
A.Alptekin : Vardı onlar vardı. Önce gelmişlerdi. (Necmettin hepsini biliyor diyor gülerek) Altuğ’lar bizimle geldi.(Altuğ-Alptekin ailelerinin kardeş olduğunu konuşmadan sonra öğrendim.) Üzerem’ler bizden önce, onlar Aşaabatlı’dan.
N.Kıyıcı : Ayşegül teyze geldiğinizde evler hazırdı, sıvadık girdik dediniz.hayvanlarınızı getirdiniz yanınızda. Sonra size hemen tarla veya hayvan verdiler mi?
A.Alptekin : Geldiğimiz gibi tarla verdiler, birer tane hayvan verdiler, yiyeceğimizi verdiler.
N.Kıyıcı : Köye çabuk alıştınız mı?
A.Alptekin : Nabıcan alışmayıpta.
N.Kıyıcı : Aşağıki mahalledekiler nasıl karşıladılar sizi? Gelince yakınlık gösterdiler mi? Hemen kaynaştınız mı?
A.Alptekin : Çok yakınlık gösterdiler. Kaynaşmaz olurmuyuz, hemen kaynaştık. Komşu komşuya her zaman muhtaç.
N.Kıyıcı : Zaten aşağıki mahhaledekiler de 1910’lu yıllarda Bulgaristan’dan gelmişler, sizlerde20-25 sene sonra Romanya’dan gelmişsiniz. Sonuçta herkes biryerlerden gelmiş köye.
A.Alptekin : Tabi öyle.
N.Kıyıcı : Demekki aşağıki mahalle ve yukarıki mahalle çok iyi kaynaşmış ki dostluk bugün de devam ediyor.
A.Alptekin : Devam ediyor, devam etmese her dakka arayıp sorarmıyız?.
N.Kıyıcı : Evlenmeler de hemen başlamış, herkes birbiriyle akraba olmuş zaten.
Yeni geldiğinizde zorluk çektiniz mi? Toprak yeni verilmiş, işlemesi falan.
A.Alptekin : Tabi zor olmaz mı ev değiştiriyorsun. Bayağı zorluk çektik alemin işinle.
N.Kıyıcı : Ayşegül teyze sen buraya geldiğinde evlenmiştin. Orada okula gittin mi?
A.Alptekin : Gittim, hemde 4 sene gittim gavura. Öğretmen gavurdu ama çok iyiydi. Romence okuduk.
N.Kıyıcı : Ana Sınıfına gittin mi?
A.Alptekin : Gitmedim.
N.Kıyıcı : İsmail Sağlam gitmiş ana sınıfına orada.
A.Alptekin : Ben gitmedim. Doğrudan 1.sınıfa gittim 4 sene okudum. Okuma yazma öğrendim. Şimdi doktora gideyim, kapıyı bulurum, okurum yazıyı. Numaraları yazıyorlar bana, çeviripAlmanya’yla konuşabiliyorum.
N.Kıyıcı : Oradayken Romence biliyor muydun, konuşuyor muydun romence?
A.Alptekin : Mükerrem abla çok bilirdi.
N.Kıyıcı : Büyük müydü Mükerrem abla senden?
A.Alptekin : Küçük o benden , Talip benle akrandı.
N.Kıyıcı : 4 sene okula gittin diploma verdiler mi sana?
A.Alptekin : Hayır okulu bitirmeden geldik, evlendim ya.
N.Kıyıcı : Orada kaldığınız Kulpallar Köyü tamamen Türk müydü yoksa Romenlerle karışık mıydı?
A.Alptekin : Türk idi, bir tane gavur var idi. Benimle akran kızı var idi, o bize gelirdi ben ona giderdim.
N.Kıyıcı : Anlaşabilyor muydun onunla , konuşuyor muydun?
A.Alptekin : Anlaşırdık, konuşurduk. Türkçe bilirdi oda.
N.Kıyıcı : Göç sırasında herkes göç etti mi? Kalan da oldu mu köyde?
A.Alptekin : Kalan oldu herkes gelmedi. En sonunda bizi getirdi Atatürk işte.
N.Kıyıcı : Kendi isteğinizle mi geldiniz yoksa zorla mı?
A.Alptekin : Zorla değil kendi isteğimizle geldik. Atatürk istedi geldik.
N.Kıyıcı : Kulpallar’da tarlalarınız var mıydı? Ne ekiyordunuz?
A.Alptekin : Tarlalarımız var idi. Mısır, buğday her şey ekerdik. Bostandı her şey ekerdik.
N.Kıyıcı : Meyve bahçeleriniz var mıydı?
A.Alptekin : Var idi. Sen bizim bahçeyi görsen bi o zaman , akıl dağıtırdın. Hepsi vardı ayvasına kadar.
N.Kıyıcı : Geldikten sonra hiç gittin mi?
A.Alptekin : Hiç gitmedim. Mehmet agan gitti sağken (kardeşi Mehmet Demirel) evleri bulmuş orda. Şimdi tarlalık yapmışlar. Yıkmışlar.
N.Kıyıcı : Şimdi Rukiye yengem de , ben gittim mi Bulgarıya’ya evleri çok rahat bulurum diyor.
A.Alptekin : Ben de bulurum ama tarla yapmışlar evlerimizi. Bulurum yani ormana girdim mi.
N.Kıyıcı : Ormanlık mıydı orası?
A.Alptekin : Ooff.. Çok ormanlıktı, içinden çıkamazsın.
N.Kıyıcı : Peki Ayşegül teyze teşekkür ederiz. Bizi bilgilendirdiniz.
A.Alptekin : Bir şey değil. Konuşmaycam derdim ama sen sormasan ben konuşamazdım.
N.Kıyıcı : Konuşmaycak ne var Ayşegül Teyze. Bak ne güzel karşılıklı konuştuk , sohbet ettik.Ağzına sağlık.