Gazeteci Umut AKAS'tan Müzemiz ile İlgili Haber Yazısı
Umut AKAS / KONUKLARINIZIN SESİ
KONUKLARINIZIN SESİ 128
Yazının Yayın Tarihi: 18 Eylül 2013 Çarşamba, 11:08
Hudut Gazetesi’nde okumuştuk, Budakdoğanca Köyü’nde, köyün ilk öğretmeni Ahmet Boztuna adına yaptırılan Kültür Evi ve Kültür Parkı açılmış. Eğitimle her düzeyde ilgilenmeye, içinde olmaya çalıştığımızdan, ilgimizi çekti bu haber. Köyü sorduk soruşturduk, Bulgaristan sınırında, küçük bir köy. Araştırırken köyün internet sitesine ulaştık, çok düzenli, çok kapsamlı ve köy hakkında gerekli olabilecek her bilgi var. Gitmeye, Kültür Evi’ni görmeye karar verdik. Köye gidiş için düzenli bir araç yokmuş. “Önce Kemal Köy’e gideceksiniz.” dediler, “Kemal Köy’den birileri sizi götürür”. Aynen de böyle oldu, Kemal Köy’e gittik, kahvede Budakdoğanca’ya gitmek istediğimizi söyledik, şehirle Kemal Köy arasında taşımacılık yapan biri bizi götürdü. Köye indiğimizde muhtarlığın önünde oturan kalabalık bizi buyur etti. “Her zaman bu kadar kalabalık göremezsiniz muhtarlığı, şanslıymışsınız.” dediler. [Resmi olarak köyün nüfusu 85 ama şu an köyde yaşayan [ki onların da bir kısmı kışı Edirne merkezdeki evlerinde geçiriyormuş] 25 – 30 kişi varmış, muhtarlığın önündeki kalabalık da 10 – 12 kişiydi, köy koşullarında kalabalık yani.] Geliş nedenimizi anlattık, ilginç geldi onlara. “Gazetede yayınlanmıştı ama sizden başka soran, soruşturan olmadı şimdiye kadar.” dediler.
Köyde birazcık gezince, sadece ilk öğretmenlerini değil, değer verdikleri herkesi, bir şekilde yaşatmaya çalıştıklarını gördük, hem kültürevinde, hem de köyün parklarında. Her parkın bir kimliği, bir adı var. Köyde doğup büyüyen, sonrasında çalışmaya, vs. köy dışına gitse de sonunda köye dönenlerden… Hepsini andık, fotoğraflarla, sizlerle de paylaşabilmek için.
Kültürevi’ne girdiğimizde ise gerçekten şaşırdık. Düzeni, titizliği ve verilen emek sayesinde, küçücük bir odaya, köyün tarihi, sosyal ve kültürel geçmişi, kısacası yaşamı sığdırılmıştı, fotoğraflarla, el emeği, göz nuru giysiler, yastıklar, çoraplarla, bırakın ne işe yaradığını, birçoğunun adını bile bilmediğimiz aletlerle, ... O sırada muhtar bize katıldı, tarladan geliyormuş. Babam onunla konuşurken, ben köyde edindiğim bir dostla gezdim içeriyi. “Açıldığını biliyordum ama gezmemiştim, iyi oldu.” dedi küçük dostum gezerken. İçeride, köyde tarımda, günlük yaşamda, vs. kullanılan birçok alet, kap-kacak da var demiştim ya, bazen ben ona açıkladım ne işe yaradıklarını, bazen o bana [çoğu zaman, bildiklerine hayret ederek].
Çıkarken, bir kez daha teşekkür ettik, anı defteri aracılığıyla, emeği geçen herkese…
Bunca söz yetsin, gerisini fotoğraflar anlatsın, kısaca…