Dedemi tanıma ve görme fırsatım olmadı. Onun hakkındaki bilgilerim sadece bana anlatılanlardan ibaret. 1942 yılında Budakdoğanca İlkokulu’nun açılmasını sağlaması ve ilk eğitmen olması herhalde onu önemli kılan nedenlerden biri olsa gerek. Köyümüzde 23 yıl eğitmenlik yaptığını biliyoruz. 6 yaşında okuma-yazma öğretmeye başladığı ilk öğrencileri emekliliğinde 29 yaşına gelmiş oluyorlar. Onun eğitim verdiği insanlar ve çocukları şimdi yine O’nun adına bir kültür evi açıyorlar. Bu bağlamda ruhu şad olsun diyebiliriz.
Tabii dedemin kişisel hayat hikayesini ve köye olan katkılarını detaylı bir şekilde anlatabilecek bilgiye sahip değilim. Ancak eğitmenlik görevini sürdürmesini sağlayan anlayışı, felsefeyi anlatmak gerek diye düşünüyorum. Bu aydınlama düşüncesini Türkiye’de hayata geçiren kişi Mustafa Kemal Atatürk’tür. İşte 1930’ların 1940’ların eğitmen kuşağı Mustafa Kemal aydınlanmasının ürünleridir. Siyasal, kültürel, ekonomik, sportif, bilimsel her alanda köyümüzden yetişmiş ve yetişen değerlerimiz var. İşte ben bu enerjiyi, bu gücü, gelişmeye olan bu yatkınlığı köyümüzün cumhuriyetin kuruluş felsefesine olan bağlılığının devamı olarak görüyorum.
Malum bizler köylüyüz. Atatürk’ün bizler için söylediği “Köylü milletin efendisidir.” sözünü çok iyi özümsemeliyiz diye düşünüyorum. Yani bizler en tepedekilerin canı sıkıldığında yanından kovabileceği ve eğlenmek için takla attırabileceği insanlar değiliz. Bu karakterimizi de cumhuriyetin kurucu iradesine borçlu olduğumuzun farkındayız. Özetlemek gerekirse dedemi cumhuriyetin şekillendirdiği aydın bir eğitmen, aydın bir din adamı olarak tanımlıyorum ve vefatından 40 yıl sonra emeklerinin bir karşılığı olarak Budakdoğanca Köyü’nün bu insana gösterdiği vefa için şükranlarımı sunuyorum.
Ferit BOSTUNA / Muallim Ahmet BOSTUNA'nın Torunu