Ramazan ayı, Ay takviminin dokuzuncu ayı, üç aylar denilen ve islam dinine göre kutsal sayılan ayların sonuncusudur, yani Oruç ayıdır. Ramazan ayında 30 günlük oruç süresinde bizim toplumumuzda yüzyıllardır süre gelen bir ritüel vardır..Davul Çalma..
Köyümüzde de Davul çalma olayı yaklaşık 2000'li yıllara kadar devam etmiştir. Köyümüzde davul çalma geleneğini askere gitmemiş olan gençler yerine getirir ve böylece alttan gelen kuşaklara devredilerek devam ederdi. 1977-1980 li yıllarda bizim yaş grubu da davul çalma geleneğini sürdürmüştür. Daha sonrasında bizden sonra gelen gençlerle 2000 li yıllara kadar devam etti bu heyecanlı ve atraksiyonlu gelenek. Heyecanlı olmasının nedeni, o akşam nöbetçi olan 2-3 kişi gece saat 2.30'a kadar uyumazdı. Sevgilisi olan sevdiğinin camına gider camı tıklatırdı. Cam açılırsa 1-2 dakika konuşma fırsatı yakalanırdı ya da üzerinize bir kova su da boca edilebilirdi. Delikanlılar bu uğurda sağa sola gözcü koyarak her türlü riski göze alırlardı. O gece köyün bütün meyva bahçeleri ve karpuz tarlaları da bizim kontrolümüzdeydi. Fazla zarar vermemek koşulu ile hakkımız olarak görürdük meyva ve karpuzları. Sonra Çakmak Çeşmesinin başında afiyetle yerdik.
Son zamanlarda Köy Kahyası ile devam etmişti, köyümüzde kahyalık sistemi sona erince bir süre de muhtar Ayhan Kıyıcı ve Selçuk Yeşilyurt devam ettirdiler davul çalmayı. Ramazan ayı yaklaşınca davulumuzu hazırlamak için 2 adet koyun derisinin yünlerini yolardık hep birlikte, Sonra deri, küle yatırılarak tabaklanır bir sürü işlem yapılırdı. Bunları koyun sürüleri olan ve bu işlerden anlayan rahmetli arkadaşımız Muharrem Şahin yapardı. Biz de ona yardım ederdik. Deri kurutulunca davula germe işlemi yapılırdı. Bazen deriyi yanlışlıkla delerdik sonra aynı işlemleri tekrar yapardık. Ben liseye gidiyordum o zamanlar. Köy delikanlıları mekteplileri pek bu işlere karıştırmazlardı. Biz birkaç mektepliydik ve diğer arkadaşlarla da ilişkilerimiz çok iyi olduğundan bizi de alırlardı aralarına. Hatta önce manileri biz mekteplilere söyletirlerdi, sonra cesaretlenir onlar da söylerdi. Sonrasında sıraya koyardık herkes söyleyecek diye, herkesin bir manisi olurdu ve her evde değişik maniler söylerdik. Davul çalmanın en güzel yanlarından biri de, ramazan ayının 3. gecesi, 15.gecesi ve bayram sabahı bütün köy hanelerini tek tek gezerek her hanede mani söyleyerek bahşiş toplamaktı. Mani söyleyerek mani geleneğini de devam ettiriyorduk. Öncesinde manici yengelerden öğrenirdik manilerimiz. Sonra elime Aziz Nesin'in mani kitabı geçmişti, oradan da mani ezberlerdik. Aziz Altay dayım " afferim Necmettin, çok güzel bir şey yapıyorsunuz, gençlere örnek ve öncülük ederek gelenekleri yaşatıyorsunuz" diyerek bizi takdir eder, destek verirdi. Ramazan boyunca 3 kez toplanan bahşiş paralarını davul çalma ekibinde kimler varsa aramızda eşit bir şekilde paylaşırdık. Herkes kendine zamanın modasına uygun gömlek, pantalon, ayakkabı vs alırdı. Ben, payıma düşen parayla Nacar kol saati aldığımı hatırlıyorum. Öğretmenlik yıllarımda bile kullanmıştım çok sevdiğim içi mavi olan saatimi..
Pazartesi akşamı ramazan başlayacak, aklıma geldi, eskiyi anmak adına köyümüzde ve bir çok köyde kaybolan davul çalma geleneğinden söz etmek istedim yeni neslin geleneklerimizi öğrenmesi ve yaşadıklarımızı hatırlatmak için. Herkese İyi Ramazanlar..
NECMETTİN KIYICI