Ana Sayfa

 
       

    Anasayfa      Haber Detay Ekranı

 
   

TÜRK TARIMININ GELDİĞİ YER veya “ÇİFTÇİ NE YAPSIN! (1)



 
24 Ocak 1980 programını uygulayan 12 Eylül darbesinden sonra tarımda büyük bir yıkım yaşandı. IMF (Uluslararası Para Fonu) ve Dünya Bankası’nın dayattığı programlar o yıla dek tarım ihracatçısı konumundaki Türkiye’yi hızla ithalatçı bir ülke konumuna getirdi. 1980 yılında tarımsal ürün ihracatı ithalatın 7 katı iken, 1995 yılında ithalatla ihracat eşit hale geldi. 2000 yılına gelindiğinde ise ithalat ihracatı geçti; o yıl 3.7 milyar dolarlık (562.622.000.000.000 TL) ihracat yapılırken 4.1 milyar dolarlık (623.446.000.000.000 TL) ithalat yapıldı.
 
Tarımdaki çöküş yalnızca dış ticaret açıklarından ibaret değildi. Türkiye’nin temel tarım ürünlerinin hemen tümünde ihracatla birlikte üretimde büyük boyutta düşmüştü.
 
a)         1990’da 851 bin ton üretilen pamuk 2000 yılında 739 bin tona,
b)         Ayçiçeği 860 bin tondan 800 bin tona düşmüş,
c)         Aynı şekilde incir, nohut, k. mercimek, y. mercimek üretimlerinde sürekli bir düşüş gerçekleşmiştir.
 
Ürün miktarlarındaki düşüş, doğal olarak ithalat artışlarına neden oldu yada daha doğru bir deyişle ithalattaki artış ürün azalmasına yol açtı. Türk tarımının bir çok temel ürünü dışarıdan gelmeye başladı.
 
Cumhuriyetle kurulan ve büyük başarı elde ederek dünyaya örnek olan tarımsal kurum ve işletmeler 1980’den sonra ya kapatıldı, ya satıldı ya da işlevsizleştirildi. 1984 yılında Türk tarımına can veren Ziraat İşleri Genel Müdürlüğü, Zirai Mücadele Genel Müdürlüğü, Hayvancılığı Geliştirme Genel Müdürlüğü, Gıda İşleri Genel Müdürlüğü, Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü, Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile toprak ıslah ve erozyonla mücadele konusunda üst düzeyde nitelikli hizmetler veren Toprak-Su genel Müdürlüğü kapatıldı.
 
Süt Endüstrisi Kurumu, Et Balık Kurumu, Zirai Donatım Kurumu özelleştirme adıyla satıldı. 1980’den sonra tarımsal ürün planlamasına da son verildi ve çiftçi ne ekeceğini bilemez hale geldi. Tarım toprakları tarım dışı kullanıma açıldı. Erozyon, çölleşme, toprak ve su kirliliği ile mücadele tam olarak ortadan kalktı.
Gübre üretimi ve tohumluk ıslahı ihmal edilerek ithalata yönelindi. Özellikle sebze tohumluğunda dışarıya bağımlı hale gelindi, buğday tohumluğunu karşılama oranı %50’ye düştü. Ziraat Bankası çiftçi bankası olmaktan çıktı çiftçi banka kredisiyle tarım yapamaz duruma geldi.
 
1980’lerde başlayan yıkım süreci sonucunda Türk tarımı 2000’li yıllara gelindiğinde çok şey yitirmişti. Ürün miktarı azalmış ve tarımsal tüketim dışalımla karşılanır hale gelmişti. Dışalım arttıkça yetiştirilen ürün azalıyor, ürün azaldıkça dışalım artıyordu. Türk çiftçisi 20 yıllık yıkım sürecinden sonra yoksullaşmış, sıra dışı zorluklar içinde üretim yaparak ayakta durmaya çalışıyordu. Ürün bedelleri yaptığı masrafı karşılamıyor, adeta bedavaya gelen emek gücüne dayanarak tarım yapıyordu. IMF ve Dünya Bankası, “Kamu finansman açıklarının ve ekonomik krizin temelinde tarım destekleri var. Desteği kaldırın. Doğrudan destek uygulamasına geçin diyordu.” Söylenenler Türk tarımcılığının idam fermanıydı, uygulandığında ortada “doğrudan destek” yapılacak bir tarım kalmayacaktı.
 
Uygulamalara az sayıdaki yurtsever aydının, halka ulaşamayan tepkisi dışında ses getirecek bir karşı çıkış olmadı. Türkiye’de toplumsal muhalefet adeta donmuştu. Hemen herkes, kendi yaşam kaynaklarını kurutacak olan uygulamaları yalnızca seyrediyor ve olanların gerçek boyutunu anlamadan, sorunlara neden olanları kurtarıcı görecek kadar kendi çıkarlarına yabancılaşıyordu. (Örnek kurtarıcı ilan edilen Kemal Derviş) Koskoca bir ülkenin olayları algılama ve direnç gücü adeta felç olmuş, toplum yaşama gücünü sanki yitirmişti. Ulusal direnç, 12 Eylül’ün siyasi ve ekonomik terörüyle ezilmiş, yaratılan dirençsiz ortam içinde Türkiye tam olarak dışarıya bağlanmıştı. Tarımda yaşananlar bu sürecin kaçınılmaz ve herhalde en yıkıcı sonucuydu. Şimdi son darbe vurulacak ve ulusal tarım yok edilerek, Türk toplumu açlıkla teslim alınır hale getirilecekti.   FERİT BOZTUNA

    

    
 Okunma Sayısı : 357



      
Eklenme Tarihi : 4.07.2009

DUYURU SİSTEMİ

KÖYÜMÜZ İLE İLGİLİ DUYURULAR WHATSAPP MESAJI OLARAK GÖNDERİLMEYE BAŞLANMIŞTIR. WHATSAPP GRUBUMUZA ÜYE OLUNUZ..

GRUBA ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ

NOT: WHATSAPP YOLU İLE GELEN DUYURULARI İNTERNET KULLANMAYAN YAKINLARINIZA İLETECEĞİNİZİ UMUYORUZ.

......................................................................
GÜNCELLEME (12.10.2021)

2022 YILI DÜĞÜN DERNEK TAKVİMİMİZ GÜNCELENMİŞTİR.  TIKLAYINIZ

DÜĞÜNLERİMİZİN ÇAKIŞMAMASI İÇİN LÜTFEN DÜĞÜN TARİHLERİNİZİ SİTEMİZE BİLDİRİNİZ. 2123540@gmail.com

 Not: Davetiye Listesi için takvimin sol alt kısmında 2.sayfaya Tıklamanız gerekmektedir.

......................................................................
MEZUNİYET

SEVGİLİ ÖĞRENCİLERİMİZ... Mezuniyet Fotoğraflarınızı  info@budakdoganca.com  adresimize gönderirseniz sitemizde yayınlamaktan mutluluk duyarız. SİTE YÖNETİMİ

......................................................................

EN DOĞRU HAVA TAHMİNİ İÇİN  TIKLAYINIZ

......................................................................
20.06.2011

Sayın Budakdoğancalılar; Web sitemiz aracılığı ile  her türlü sevinçlerinizi paylaşabilirsiniz. Yeter ki bizlere iletin..Sizlere bir telefon kadar yakınız... Necmettin KIYICI : 0505 453 27 78 , Yılmaz FINDIK : 0535 424 61 12

......................................................................

İlimizdeki Nöbetçi Eczaneler İçin TIKLAYINIZ 

......................................................................

       REKLAM ALANI

        MAİL ÜYELİĞİ


EDIRNE

İLİMİZİN 5 GÜNLÜK
 HAVA DURUMUNU
GÖRMEK İÇİN
TIKLAYINIZ