TÜRKİYE’DE ORGANİK TARIM GELİŞİYOR
EVİMİZ YERKÜRE / BİRGÜN / 02.05.2009
Organik tarım daha geniş bir coğrafyaya yayılıyor ve üretim doğu bölgelerine kayıyor. Ürün deseninin genişlemesi, pamuk ve tahıllardaki artış, aynı zamanda iç pazarın genişlediğine işaret ediyor
UlaŞ Karakoç * BarIŞ Gençer Baykan **
Türkiye’de, 1985 yılında 8 ürünle başlayan organik tarım, bugün 200’ün üzerinde ürünle, tarım arazilerinin yüzde 0,5’inde 165 bin hektarda 15 bin üretici tarafından yapılıyor. Organik üretici sayısı ve üretim yapılan alan 2004’den bu yana yüzde 25 artarken, üretim miktarında ise yüzde 50’ye yakın bir artış gözlemleniyor. 2004’te 49 ilde organik tarım yapılırken 2008 yılında bu sayı 65’e çıkmış. Organik tarım daha geniş bir coğrafyaya yayılıyor ve üretim doğu bölgelerine kayıyor. Ürün deseninin genişlemesi, pamuk ve tahıllardaki göreli artış, aynı zamanda iç pazarın genişlediğine işaret ediyor. Ortalama işletme başına düşen üretim alanı 16.6 hektardan 11 hektara düşmüş. Bu da göreli olarak daha küçük üreticilerin sayısının artmasından kaynaklanıyor. 2008’de en çok üretilen ürünler şu şekilde sıralanıyor: Pamuk, buğday, elma, üzüm, mısır, domates, zeytin. 2004 yılında elma en çok üretilen ürünken, 2008’de ilk sırayı pamuk alıyor.
Organİk tarIm doĞUYA yayIlIyor
Son yıllarda organik üretici sayısı, üretim miktarı ve üretim alanının bölgesel dağılımlarını göstermekte. Buradan şu sonuçları çıkarmak mümkündür: Birincisi, üretici sayılarının dağılımının çok köklü olmasa da değiştiğini, Marmara, Akdeniz ve Karadeniz’in payının arttığını, Ege ve İç Anadolu’nun azaldığını görüyoruz. Ancak Ege’deki üretici sayısı hala belirgin biçimde fazla. İkinciliği ise Karadeniz’in İç Anadolu’dan aldığını görüyoruz. İkincisi, üretim miktarında Ege, Güneydoğu ve Doğu Anadolu ön plandalar. Güneydoğu’nun, Karadeniz’in ve İç Anadolu’nun payları artarken, Ege, Akdeniz ve Doğu Anadolu’nunki azalıyor. Akdeniz’in üretici sayıları artarken üretim miktarında payının azalması üretilerin ürünlerin niteliği ile ilgili. Ürün deseni değişiyor ve farklı ölçeklerde üreticiler sektöre giriyor. 2004’te 49 ilde organik tarım yapılırken 2008 yılında bu sayı 65’e çıkmış.
2004 yılına kadar daha çok batı bölgelerinde, özellikle Ege’de, organik üretim yapılırken, 2004 sonrasında organik tarımın diğer bölgelere de yayıldığını görüyoruz. Marmara organik üretim açısından en sonda gelen bölge. İstanbul ve Kocaeli gibi sanayi bölgelerinin organik tarımda geri kalmaları normalken, çok geniş ölçekte tarımın yapıldığı Trakya’nın organik tarımda iddiasız olması çok ilginç görünüyor. Ayrıca yine İç Anadolu’nun da üretimdeki payının bu bölgedeki yaygın tarım nedeniyle daha fazla olması beklenirdi. Üstelik üretici sayıları açısından payı da azalıyor.
Bölgeler açısından dikkat çekici olan, belirli illerin bölgelerin itici gücünü oluşturması. Bu durum, her ilimizde organik tarım potansiyelinin yeterli ölçüde değerlendirilemediğini, sistematik olmaktan ziyade tekil başarı örneklerinin yaşandığını gösteriyor. Bu bağlamda her ilin organik tarım potansiyelinin incelenmesi; verimlilik, pazara erişim, istihdam ve kırsal kalkınma boyutlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Sözgelimi, Karadeniz’de Samsun (fındık ve yem bitkileri), Rize (çay), Kastamonu (elma) ve Ordu (Fındık), Doğu Anadolu’da Erzurum (Buğday, elma, yem bitkileri), Kars (tahıllar ve yem bitkileri), Malatya (Buğday, kayısı, mercimek, nohut) ve Ağrı (buğday, ayçiçeği ve yem bitkileri), Güneydoğu’da ise Şanlıurfa (buğday ve pamuk) ve Muş’ta (buğday ve yem bitkileri), İç Anadolu’da ise Çankırı’da (elma) organik üretimin farklı seviyelerde de olsa sıçrama yaptığını görüyoruz.
Elbette bu tür bir üretim deseninin oluşması toplam üretim içinde tahılların oranının artışını da beraberinde getiriyor. Ege ve Akdeniz’in yol açtığı yaş ve kuru meyve sebze ağırlıklı üretim kompozisyonu artık değişiyor. Tahılların, yem bitkilerinin, çay ve fındık gibi geleneksel olarak yetiştirilen bölgesel ürünlerin sektöre girişi dikkat çekiyor. Yeni ürünlerden ziyade, o bölgeye özgü geleneksel ürünlerin (Karadeniz’de fındık, Doğu Anadolu’da tahıllar gibi) organik üretimine ağırlık verilmesi, muhtemelen yeni ürünlerin yetiştirilmesi için gereken maliyetlerin ve risklerin yüksekliğinden ve üreticilerin pazar garantisi ihtiyacından kaynaklanıyor.
*Ulaş Karakoç, Araştırma Görevlisi, betam, ulas.karakoc@bahcesehir.edu.tr
**Barış Gençer Baykan, Araştırma Görevlisi, betam, baris.baykan@bahcesehir.edu.tr