GEZMEK RESSAMIN TABLOSU, ŞAİRİN ŞİİRİDİR... / BİRGÜN 18 Nisan 2009
Zamanı değerlendirin, fırsat yaratın, gözünüzü karartın, kapınızı iyice kilitleyip uzun yolculuklara çıkın. Evliya Çelebi gibi şefaat yerine seyahat dileyin
PROF. DR. ORHAN KURAL (*)
‘Gezme’ görmektir, anlamaktır, bilinmeyene yolculuktur, yeniden doğmak, nefes almaktır. Gezme coşkudur, bir yaşam biçimidir, bir çağrıdır, özgürlüğe bir davettir. Hayat zaten bir yolculuktur. Dünyayı içinize sığdırmak yeniliklere yelken açmaktır. Yaşama katlanmak farklı olmaktır.
Bazen “rüzgâr” davet eder sizi yolculuğa. Rüzgâr çekicidir, zaman artık gitmek zamanıdır. Bazılarımız dağlara, bazılarımız denizlere, bazılarımız ise kentlere doğru yola çıkar. Ahmet Telli, Son Büyük Serüvenciyi dile getirdiği, Soluk Soluğa adlı şiirinde bu duyguyu çok güzel ifade etmiş: İstese de kalamazdı vakit gelince,
Geyik sesleri yankılanınca yamaçlarda,
Yürek burkulması ve hüzün ve keder,
Aralıksız doldurucu günlerin bohçasını
Dudaklarında öpüşlerin gül esmerliği,
İçinde kıpırdanıp durur ufuk çizgisi
Ay bile soğuktur o zaman
Bir buz parçasıdır.
Çaresiz çıkılacaktır o yolculuklara,
Ki bir ömrün karşılığıdır serüvenler
Gezmek yalnız kalmaktır, kendini bulmaktır.
Gezmek arkadaş bulma istediğidir.
Gezmek olağanın kovulma çabasıdır.
Gezmek dünyayı şeffaf yapar
Gezi bir senfonidir. Bazen yavaş, bazen hızlı, bazen solu, bazen de düet; ama daima yeni ve heyecanlı.
Gezi geniş bir vizyon sağlar, hayatı tanıma sürecidir.
Gezmek ressamın tablosu, şairin şiiridir.
Gezmek bir arayıştır. Arayın, bulacaksınız
Gezmek bir zenginliktir, Keşfedin
Gezmek, sese doğru bir yolculuktur.
Gezmek, bir yaşam biçimidir, bir fantezidir.
Gezmek, dünyayı anlama isteğidir.
Gezmek, dokunmak ve ellemektir.
Gezmek bir bakıma da yalnızlıktır.
Gezmek, bazen bir saç tokasıdır, bir mahalle pazarıdır, bir şekerdir, bir etnik melodidir.
Gezi moda değildir, moda da olamaz.
Gezmek, bir bakıma harita kullanma zevkidir.
Gezmek, kendi içimize doğru bir yolculuktur.
Gezmek, kaybolmak ve yepyeni bir coğrafyada tekrar uyanmaktır.
Gezmek kültüre doğru yolculuktur.
Yolculuk ise geçmişi sevmek ve geçmiş kültürlere sahip çıkmaktır.
Gezmek bir sanattır, gitmek, görmek ve keşfetmek.
Gezi sokaktaki, pazardaki yaşamdır, güneşin dansıdır, bir hayvanın sesi ve hareketidir, bir ağacın gökyüzüne yükselen ucudur.
Kimi kentler kapağı aşınmış eski bir kitaba benzer, bazıları ise çaresizdir, tövbekârdırlar. Kimileri ise İstanbul gibi mirasyedidir.
***Bir an önce “Yol Çağrısı”na uyun”. Çünkü hayat iniş ve çıkışlarla doludur ve siz bugün bunun hangi noktasında olduğunuzu asla bilemezsiniz.
Zamanı değerlendirin, fırsat yaratın, gözünüzü karartın, kapınızı iyice kilitleyip uzun yolculuklara çıkın. Evliya Çelebi gibi şefaat yerine seyahat dileyin.
Hele bir kez farklı kültürleri, özgürlük aşkını, gitme isteğini tanıyın. Vazgeçemezsiniz. Yurt dışında uzun yıllar yaşamış ve uzunca seyahatlere yelken açmış şairimiz Nâzım Hikmet’in 1920 yılında kaleme aldığı Yol Türküsü başlıklı şiire ne dersiniz? Alnımızda yanar gençliğin tacı
Yorgunluğun anasını satarız
Elimizde neşemizin kırbacı
Ufukları önümüze katarız
Göğsümüz kuvvetli, gönlümüz temiz
Tükenmez yolları tüketiriz biz
Ne saray ne hamam ne han isteriz
Nerede gün batarsa orada yatarız.
***Son sözü de ünlü Amerikan yazar Mark Twain’e bırakalım. Yirmi yıl sonra yapamadıklarınıza daha da fazla üzüleceksiniz. Onun için bir an önce güvenli limanınızdan ipinizi çekip alın ve rüzgârların eşliğinde araştırın, keşfedin ve hayal edin.
(*) kural@itu.edu.tr