Ryan Giggs, David Ginola ya da Karel Poborsky'i beklemeyin bu yazıda. Çünkü bu bildiğiniz sol kanat değil. Siyasetin sol kanadı. Siyasetin futbola olan etkisinin örneklerini özellikle son 50 yılda çok sıkça gördük. Bu, genelde kulüplerle ilişkileri olan devlet adamları (Sylvio Berlusconi ve Franco gibi) şeklinde karşımıza çıkıyor. Ancak sahada top koşturan adamların siyasi görüşleri genelde konuşulmaz, zaten pek azı bunu kameralar önünde dile getirmiştir. Dile getirenler de hemen göze çarpar. Bu yazıda bu istisnaları ele alalım dedik. Kariyerleri boyunca sol görüşe yakınlıklarıyla bilinen oyuncuları bir araya topladık.
İlk ikisi bu taraflarını itiraf etmiş ve hatta Marksist öğretiye olan bağlılıklarını da dile getirmiş olan futbolcular. İrlanda Milli Takımı'nın eski oyuncuları Tony Galvin ve Chris Houghton. Houghton şu anda da Newcastle United takımının başında. Manchester United’da 11 sene futbol oynayan iskoç futbolcu Brian Mc Clair de sol görüşlü oyunculardan. McClair bir röportajında “Sizi en çok korkutan nedir?” sorusuna "Margaret Thatcher hükümeti" diye cevap vermişti. Ayrıca adanın iki büyük hocası Alex Ferguson ve Bill Shankly’nin de bu görüşe yatkın olduğu biliniyor. Bill Shankly’nin “Sosyalizm benim inancıma göre bütün herkesin ortak iyilik için çalışmasıdır. Hayatı da futbolu da böyle görüyorum” sözü, onun ünlü vecizeleri arasında. Tabii söz Sir Alex Ferguson’a gelince, dünya futbolunda endüstriyelleşme ve futbol kulüplerini aynı zamanda bir ticarethaneye dönüştürme konusunda öncülük etmiş bir kulübün 24 yıldır başında olan bir adamın sosyalizmle bağlantısı ironik görülebilir. Ancak şunu ekleyelim, Ferguson, İskoçya’daki demir atölyelerinde büyümüştür ve ailesinde de bu özellik vardır. Eski futbolcu yeni Sunderland başkanı İrlandalı Niall Quinn de Margaret Thatcher hükümetinin reformlarından nefret eden isimlerden.
Diego Armando Maradona, Fabrizio Miccoli, Jorge Valdano ve Fernando Redondo’nun da sosyalist görüşe mensup oldukları biliniyor. Eski Barcelona kaptanı Josip Guardiola da Katalanist ve anti-merkezci bir hükümet yanlısı imiş. Almanların efsane oyuncusu ve 1974 Dünya Kupası Şampiyonu takımın unutulmazlarından Paul Breitner da listede. Breitner soğuk savaş Almanyası’nın sol görüşlü hareketlerinden “Rote Armee Fraktion”ın (Kızıl Ordu Hareketi) bir üyesi idi. Şili’li Ivan Zamorano ve eski Norveçli milli futbolcu Egil Olsen de sol görüşe sahip oyuncular.
Tabii böyle bir liste yapıp Cristiano Lucarelli’yi atlamak imkânsız. Dünya futbolunda, neredeyse sol görüşün resmi temsilcisi haline gelmiş olan Livorno kulübünde forma giyen oyuncu, bu felsefe ile özdeşleşmiş bir adam. Aşırı sağcıların kulübü Lazio ile Livorno’nun rekabetinde de hep spota alınan bir isim. Che Guevera’ya büyük bir hayranlığı bulunan, onun ailesiyle de ilişkileri bulunan, “Livorno hakemler tarafından kollanmayan tek kulüptür, çünkü komünisttir” cümlesini sarfedebilecek kadar açık görüşlü olan İtalyan’ın cep telefonu sinyalinin, dünya işçi hareketinin sembol şarkılarından Bandiera Rossa olduğu bilinir. İtalya’ya gitmişken Javier Zanetti’ye de değinelim... Arjantinli’nin, Postmodern Che Guevera olarak bilinen, Meksika Zapatista hareketinin öncülerinden, Rafael Sebastián Guillén Vicente, yani Subcomandante Marcos’a yardım elini uzattığı, hatta Inter kulübünü de teşvik ederek tüm futbolcuların bu yardımlara katılmasını sağlaması önemlidir.
Türkiye’de bu görüşe sahip oyunculara rastlamak çok kolay değil. Akıllarda kalan iki isim, eski Fenerbahçeli futbolcu Kemalettin Şentürk ve eski Galatasaray’lı Metin Kurt. Kemalettin’in İşçi Partisi’nin bir üyesi olduğu, hatta genel seçimler öncesi gazetelere, partiye oy verilmesi yönünde ilanlar verdiği biliniyor. Metin Kurt’un eylemleri ise daha çarpıcıdır. Bugün halen eksikliği hissedilen, futbolculara ait bir sendikayı ilk kurmaya çalışan kişidir ancak başarılı olamamıştır.Kendisinin“Halka en yakın yer yan çizgilerdir. Ben de orada oynardım. Antrenör ve idarecilerin olduğu tarafta oynamayı sevmiyordum. Numaralının önünde oynamamak için bir devre sağ açık, bir devre de sol açık oynardım” demeci ünlüdür. Bursaspor kalesini koruyan Ivan Ergic’in de sıkı bir Marksist olduğunu, BirGün satırlarında okumuştunuz. Kendisinin “para, futbola zarar veriyor. Ben de konformist bir futbolcu olmak istemiyorum. Marx, kapitalizmin çok fazla çelişki barındırdığını, insanın özünün yok olduğunu, mutlak bir yabancılaşma yaşadığını yazmıştı ve bu konuda haklı” demecini hatırlayalım.
Bunun dışında görüşlerini belirtmeseler de yaptıkları ile sol görüşe sahip olduklarını düşündüren futbolcular da var... Milan’lı Gennaro Gattuso’nun bacağındaki Che dövmesi, Thierry Henry’nin 3 sene önceki FIFA’nın ödül töreninde “yaptıklarına saygı duyuyorum” diyerek giydiği Che tişörtü, Hasan Şaş’ın oğluna Deniz Yusuf ismini koyması gibi örnekler çoğaltılabilir.